Mide bulandırıcı zamanlardan birini yaşıyorum yine..
Her defasında
nedense ? bulantılar şiddetini arttırıyor..
İşte 'O' anlarda bir vicdanım ve eskiye olan özlemimin yıkılıp , yanmasını, hatta benden çok uzaklara gitmesini ve içimde yalnızca öfkenin kalmasını istiyorum.. Gereken cevapları , gerektiği gibi vermek için..
Ama olmuyor...
Takılıp kalmışım geçmişteki güzel günlere.. Bana ne yaparlarsa yapsınlar hep iyileri hatırlamak için programlanmışım sanki.. Canım acısa da , dizlerim kanasa da görmezden gelmeye , yaralarımın üzerini bir parça 'güzel anıyla' örtüp yaşamaya alışmışım sankii...
Canımı acıtan onca insandan bana arda kalanlar mutlu anılar diye kendini kandırma seremonisine sıvamışım hep kollarımı..

Ama öyle zamanlar geliyor ki ; dağılıp yıkılıyorum.. Canımı acıtan her ne varsa sanki bir kaç saat önce yaşanmış gibi canlanıveriyor birden. Yaralarımı örttüğüm o 'güzel anılar' parçası birden yaranın üzerinden sıyrılıveriyor.. Geriye KaN- ReVaN , CaN KıRıKLaRı kalıyor..
Ufacıktım..
Ayağımda kırmızı terlikler.. Camın kenarından bakıyordum hep hayata..
Tam karşımızdaki evde bizim gibi Trakyalı bir aile vardı.. Benimle yaşıt bir kızları vardı. Annem öteki mahalle çocuklarının yerine onla oynamamı uygun görürdü. Trakyalıydı ya ? !!!!
Küçücüktük.. Hayat bize neler getirecek yıllar sonra bilebilirmiydik ki ? Evcilik oynardık onların evin bahçesindeki o mükemmel erik ağaçlarının altına 'O'nun annesinin serdiği ufak bir kilim parçasının üzerinde.. Bazen de bizim evin merdivenlerinde... Onun bez bebekleri vardı benimse Almanyadan gelen et bebeklerim, legolarım vs..
Farklıydım evet.. 'O'ndan çok farklıydım daha o zamanlar..
Ama farkındamıydım ?
Hayır !!!
Çocuktum yahu !!!
Para şeker almaktan başka bir şey için önemli değildi.. Oyundu önemli olan , gülmekti , bebeklerimdi , oyuncaklarımdı, sokakta koşturmak, erik ağaçlarına tırmanmak, salıncakta sallanmaktı hayatımdaki en önemli şeyler... Ama onun hayallerinde et bebekler ve legolar vardı.. Sırf oyuncaklarım için benimle oynadıklarını anlayabilmem için çoookk ama çoookkk büyümem gerekti..
Evet sahip olduklarımla ölçülüyordum.. Sahip olduklarım yüzünden yanımdaydı ' çocukluk arkadaşlarım '.. Hayatlarında hiç sıvı sabun görmemiş , o zamana kdr Türkiye'de bırakın olmasını adının bile insanlara komik geldiği zamanlardan bahsediyorum.. Bizim eve legolar ve et bebeklerke oynamak, ellerini sıvı sabunla yıkamak için gelen arkadaşlar bunlar..

Ve ne acı ki ben bunun farkına seneler sonra canım çok yanınca vardım..
Biz 3 kankaydık.. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi .... 4-5 yıldır görüşmüyorum bu iki çocukluk arkadaşıyla.. Özellikle de
önceki yazımda anlattığım kişi ve bu yazıya konu olan Trakyalı komşu kızıyla...
Senede bir defa , bazen iki senede bir msj atar bu Trakyalı komşu kızı.. Maksat halimi hatrımı sormak gibi gözükse de asıl önemli olan hayatımda neler olduğudur aslında..
Bir mesajında annemi öldürür baş sağlığı diler.. Öteki mesajında babamı yeniden evlendirir. Üvey anne teorileri geliştirir, Beni ayrı eve çıkartır vs vs.. Yazar olsaydı inanılmaz komplo teorileri geliştirebileceğinden eminim..
Neyse bu kızımız yine beni buldu.. Evlilik hazırlıklarına girmiş.. Üstüne basa basa belirtti.. Sende bir şey yokmu diye de ağız aramayı ihmal etmedi tabi kii...
Geçenlerde yazmıştım (
Hatırlamayanlar için Bknz : Çıkar ilişkisi ) Aynı durum bu ESKİ KANKA da da mevcut aynen diğer ESKİ KANKA da olduğu gibi....
Evleniyorum gel takını tak demek için , çıkar ilişkisi için...
Yine oyuncaklarım var diye benimle oynamak istiyorlar.. Ama bu ufacık kız artık oyun oynamaktan yoruldu..
İçimden geçen bunca acıdan sonra gülen bir yüzle nasıl mutluluklar dileyebilirim ki ???