9 Haziran 2010 Çarşamba

HeDiYeM GeLDi

Efendim Şubat ayında sevgili Kişisel Depresyon Anları Blogundaki sayaç 100.000 i gösterdiğinde bir hediye vermek istediğini yazdı bknz : Burda

Ehh bende talibim dedim :))) Aradan 2 ay geçti ve blog sayacı 100.000 i buldu :)

Kazanan kimm :))


Tabiki beeeeeeeeeeeeennnnnn :))


Bknz onun da postu burda :)

Vesselam Sıkı bir pazarlığa girdik Kdayla :) Ben amerikan filmlerinden olsun dedim o kore dedi :) Sonunda Anlaştık :) Anlaştık anlaşmasına ama benim istediğim Kadın Aklı Erkek Aklı filmi piyasada yok :D "Acelesi mi var sonra gönderirsin" dedim :D Öyle diye diye 2 ay geçmiş efendim :)

Bugün saat 8 civarı filmlerim geldi :)






Aslında ben Yeni Ay bekliyordum yanında da süpriz olacak demişti kda son konuşmamızda :)

Efendim 3 harika film geldi ve bir tanesi Kadın Aklı Erkek Aklı :))))))))))))))))))





Çok güzel Hediye paketi yapılmıştı :)))))))))))))))))) Bir sevindim ki anlatamam

Daha önce de dediğim gibi filmlerden birisi Kadın Aklı Erkek Aklı
Diğer Karanlık Şehir
ve son olarak da Dolls - Bebekler bir Japon filmi :)

Kda dediğini yaptı yani :D

Çoooookk teşekkür ederim Kdacım seçimlerin gerçekten harika :)

Ben gidip Dolls 'u izleyeyim , izledikten sonra yorum yazılarıyla rüyayla geri dönecek efendim :)

İyi Akşamlarr...

5 Haziran 2010 Cumartesi

HaFTaNıN MeLoDiSi...

Sia "Breathe Me" from phil tidy on Vimeo.






Ouch I have lost myself again
Lost myself and I am nowhere to be found,
Yeah I think that I might break
I've lost myself again and I feel unsafe



27 Mayıs 2010 Perşembe

HaFTa SoNu iŞKeNCeSi


Yazlığa gidiyorum :(

Normalde bunu güle oynaya söylemem lazımdı ama ayaklarım geri geri gidiyor bu defa :(
Oradaki onca işi gözümde öylesine büyüttüm ki sanki içinden çıkamayacakmışım gibi geliyor...

Bahçe işinden çok evin işi büyüyor gözümde..
Burada 140 metrekare yeri temizlerken tembellik yapan ben, şimdi orda 3 kat evi temizleyeceğim... Geçen yazdan bu yana el değmemiş durumda offf Kabusss :)))


Neyse gidip dip köşe bir temizlik yapıp kendimi hasta edip 2 güne geleceğim...

İyi hafta sonları herkese :O)

26 Mayıs 2010 Çarşamba

BoŞ


Yahu nerelerde bu rüyayla ???

20 gün olmuş suraya bir satır yazmayalı...

Ne mi yapıyorum efendim... Fena halde oyunlara sarmış durumdayım.. Mafyalarla boğuşuyorum , tarlada ekip biçiyorum , adalarda dolanıp , pokerde milyar dolarları su gibi harcıyorum :)))


Sonraa arkadaşlarla dışarı çıkıyorum.. Alışveriş yapıyorum , içiyorum....

Vakit öldürüyorum kısacası :)

İnsanın kalbi böylesine boş olunca hayatta mı boş oluyor nee ???

"Bugün özenilecek tek bir aşk yok
bunun için kalp boş "

5 Mayıs 2010 Çarşamba

HıDReLLeZ


Çocukluğumuzda ne güzeldi hıdrellezler.. Havanın kararmasını hevesle beklerdik.. Akşam olsun da ateşten atlayalım diye..

Sokakta lastik yakar.Ateş büyüyene kadar bekler, en yüksek olduğunda atlardık.. Üzerimiz is kokmazsa hıdrellez olmazmış gibi gelirdi..
Güllerin altına şekiller çizerdik..
Gece yatmadan dua ederdik.. Hızır sesimizi duysun da gerçek olsun diye..

Bu akşam da çocukluğumdaki kadar olmasa da çok eğlendim :)
Çocuklar gibi hoplayıp zıpladım ortalıkta :)

Bizim sitenin çocuk parkının yanında toplandık bir kaç kişi ve babamla kuzenim ateş yaktı..
Önce güle oynaya ateşin yanmasını bekledik.. Ben dayanamadım tabi hemen üzerinden hoplaya zıplaya atladım..3 defa ve ya 3 ün katları olması gerekiyormuş.. Sonra kuzenimin 5 yaşındaki kızı bende atlayacağım diye tutturunca onu da kucağıma alıp bir 3 defa daha atladım :)

Üst kat komşum benden sonra atladı. Bu kendim için 1..2..3.. Bu kocam için 1..2..3.. Bu oğlum için 1..2..3 Aha dedim sülalesi için atlamaya başlayacak şimdi :)) Neyse ki daha fazla atlamadı..

Sonra ateşi gören geldi..Çoluk çocuk tüm site ordaydı sanki :) Onlar ateşten atlarken bende çocuk parkındaki salıncaklardan birisini bacaklarımın uzun gelmesine aldırmadan istila ettim..
Havalara uçana kadar sallandım..

Sonra kuzenimin kızı kayalım diye tutturdu.. Genç yaşlı demeden.. Çocuk parkındaki kaydıraktan kaydık.. Bu çocuk parklarındaki kaydırakları gerçekten kaliteli yapıyorlarmış onu anladım :)) 80 -90 kiloluk hatunları bile kaldırabildiğine göre :)))

Sonra orda 70 yaşlarında bir teyze bizden eşya istedi.. Dilek çömleği varmış.. Onun içine eşyalarımızı atacaklarmış.. Dilek dileyin bu gece dedi.. Yarın şu saatte gelip eşyalarınızı alın diye de tembih etti :) Telefonumun kılıfını hibe ettim teyzeye :) Sonradan komşumun söylediğine göre ; Çömleğe eşyaları attıktan sonra dua okuyorlarmış.. Ertesi gün çömlekten çıkartırken de dua okuyorlarmış.. Sonrasında da darbuka vs ile eğlence yapılıyormuş.. Yarın onu da göreceğiz bakalım...


Sonra eve geldik.. Aslında halat bulamadık bulsaydık ip atlayacaktık ama onuda kuzenimin kızının ipiyle evde hallettik :))

Gül ağacının altına dilek bırakmayı unutmuşum.. Eve gelince aklıma geldi hallettim :)



Daha önce dilediklerim gerçekleşmişti umarım bu defa da dileklerim gerçek olur..

2 Mayıs 2010 Pazar

KıSıR DöNGü



Kısır bir döngü ! Can sıkıntısı..

İçimde binlerce anlamsız cümleler var..
Bir sürü keşkeler..
Bir sürü cevapsız sorular..
Bir sürü dilekler ve dualar..


Sanki bir iğne deliğindeki ışık kadar umut var..




30 Nisan 2010 Cuma

KeS aRTıK


Ben acının derinliklerine saklandıkça ;
İçimde,
Derinlerde bir yerde gözyaşlarıma mendil uzatan ufak bir kız çocuğu

Kes artık şunu !!


15 Nisan 2010 Perşembe

TaMiR

Rüyayla gene ortalardan kayboldu :) Nerde mi ? Aslında yapacak o kadar çok işi olmasına rağmen sürekli film izliyor ve tembellikten sürekli mızmızlanıp duruyor. Bir kaç gündür hadi bugün bloğa yazacağım diyor bir kaç kelime yazıyor yayınlamadan taslak olarak kalıyor..

Sonunda bu böyle olmaz dedim.. Birikmiş bunca iş varken oturup koca gün film izleyerek vakit öldüremem..

Sıvadım kolları.. Yapacak o kadar çok iş var ki evde..




Önce prizlerden başladım işe.. Bizim evin duvarları alçı plaka.. Tuğla değil.. Sıva olmadığı için prizler ve elektrik düğmeleri kolayca alçıyı aşındırıp durdukları yerden fırlıyorlar.. Alçı yapsam yine aynı şey olacak.. Yuvarlak bir biçimde düzgün kesilmiş herhangi bir materyal bulamayacağım için. Kalın ve sert olan kartonları seçtim.. Onları kesip buvatla duvarın arasına yerleştirdim ve güzelce vidaladım.

Bununla kalmadım tabi.. Balkondaki çiçeklerimi asmak için raf yaptırmıştım. Babama defalarca söylememe rağmen taktıramamıştım duvara..

Gene sıvadım kolları..

Aldım matkabı elime duvar deliyorum. Üst kat komşumda balkondan beni izliyormuş. Birisi katıla katıla gülüyor. Bir döndüm arkamı komşum.. " Kız sizin evde erkek yok mu sen yapıyorsun bunları " dedi. İşte o an insanların neden cinnet geçirdiğini anladım.. O matkabı alıp... Neyse..

Rafı duvara sabitledikten sonra saksılarımı da bir güzel üzerine yerleştirdim..

Sonra mutfakta lavabonun altındaki sızıntıdan devam ettim işe.. Sinir ediyordu beni ne zaman biraz fazla su döksek , Bulaşık makinasının gider deliğinden geri geliyor , dolabın içinden temizlemek zorunda kalıyordum.. Benim gibi tembel bir insan için ne kadar zor tahmin bile edemezsiniz :) Bundan kurtulmam lazımdı..
Önce borulardandır diye düşündüm.. Yeni boru aldık.

Yattım lavabonun altına söktüm gideri. Babama verdim tut diye.. O da unutup döküverdi lavaboya içindeki fazla suyu..

Yüzümün halini görmeniz lazımdı.. Hani böyle çizgi filmlerde kızarmış ve kıyameti kopartan bir karakter olur ya hep.. Aynı onlar gibi söyleniyorum lavabonun altında..

-Yarabbi Şükür !?! Sabah yüzümü yıkamıştım gerçi ama !!! Ya baba tut diye verdim sana yüzüme dök diye değil ! Görmüyo musun ?
-Unuttum
- Ya baba yapma Allah aşkına yerde yatıyorum, lavabonun giderini sökmüşüm.. Delikten baksan suratımı göreceksin yine de döküyorsun.. Ay delireceğim üstümün başımın haline bak.. Allahtan temiz su dökmüştüm bir de o su kirli olsaydı varyaa... Gerçi kabahat bende "Kurda sormuşlar ensen neden kalın diye ? Kendi işimi kendim yaparım demiş " Kendim yapçaktım..
-Tamam tamam hadi bak işine..

Baktım tabi... ! Yapacak bir şey yok.. Bir de derdim ki " Bu tamirciler üstlerini nasıl bu kadar batırmayı beceriyorlar ?? " Çok kolaymış :)

Neyse boruları söktükten sonra ve üzerime boşalan su için homurdandıktan sonra yeni aldığımız boruyu taktım.. 2 paket lavabo açıcıyı boca edip üzerine sıcak su döktükten sonra kahve yaptım oturdum babamla karşılıklı konuşuyoruz "acaba bir tane daha döksem mi " falan diye..

Dayanamadım kalktım aldım poşeti lavabonun deliğine dökmemle birlikte o giderin içinde kalan kaynak suyun üzerime doğru fırlaması bir oldu ve elimi yaktım. ( bir günde bu kadarı fazla )

Sakarım evet !

Çok az yandı.. (Ertesi gün geçti tabi.. ) Ama burda bitmedi tabi ki.. O basıncın şiddetiyle sanırım , yeni taktığım gider delindi.. Alttan damlatıyor... Biraz fazla su dökünce gene dolabın altından geliyor su..

Ay delirdim. Ne yaparsam yapayım işe yaramadı üstüne üstlük bir de kendimi yaktım.. Dedim bu böyle olmayacak.. Tekrar değiştirdim gideri...

"Akıl akıldan üstündür " derler ya hakikatten doğru.. Kapıcımız bu işe 1 poşetle çözüm buldu.. Evet yanlış okumadınız 1 poşetle.. ( O kadar sıkıntıyı boşuna çekmişim.. ) Gider deliğine giren borunun etrafına bir poşeti sardı ve çözdük işi.. Yandığım da yanıma kâr kaldı..

Kalan işler mi ?? Elbette var ama onlar biraz daha bekleyecek bu haftalık bu kadar yeter :)

27 Mart 2010 Cumartesi

FiLM Ve HaYaL KaRıŞıMı


'Göl Evi'ndeki posta kutusu gibi bir posta kutum olsa keşke.. Aslında kim olduğunu bilmediğim birine mektuplar yazabilsem..


Göl evi'ndeki gibi ya da Nights in Rodanthe'deki gibi suyun içinde bir evim olsa..


Biliyorum bu aralar çok fazla film izliyorum...

Selpak kutusunu bir yere kaldırmam lazım.. Yoksa 2 damlada boğulacağım :(

25 Mart 2010 Perşembe

uFaK aYRıNTıLaR


Bugün o kadar çok yürüdüm ki.. Rüzgarda dağıldı düşünceler..Her adımda biraz daha uzaklaştım sanki içimi yiyip bitiren şeylerden..

Dumanı üstünde sıcacık bir simit ve çayın yanında adaşımla muhabbet..

Aramıza girip dilek tutanlar..

Ve küçük mutluluklar sonrası tüm benliği kaplayan huzur....

Daha ne olsun :)