Sanki dün gibi...
Altın kızlardaki Dorothy nin Anneee diye söylenince annemin anneanneme bakıp gülmeleri...
Kara şimşek izlerken kitlenip kalmalarım...
A Takımındaki Baracus bulduğu her aletten bir savaş makinesi yaparken bende istiyorum dediğimde babamın yüzünün aldığı ifade ve o sırada murdock yine salakça bişey yaptığında ona gülerken dediklerimi unutması...
The World of David the Gnome ( Türkçe ismini hatırlamıyorum)çıktığında ekrana kilitlenmem bittiğinde
— Anne ne olur videoda açsana
— Ama kızım orda almanca
— Olsun izlicem işteeeee... diye ortalığı kaldırmam...
Cin Ali ve Ayşegül serisini ezberlemem... Kitaplar bitince yenisini almak için babamı kırtasiyeye kadar sürüyerek götürmem...
Her Pazar günü ALF ‘in Willie’yi delirtmesini ve şanslı isimli kediyi kovalaması ama bir türlü şanslıdan kedili börek yapamamasını sabırsızlıkla beklemem...
Her maceranın sonunda “i'm a poor lonesome cowboy, i've a long long way from home” diyerek günbatımına doğru giden kovboy Red Kit ‘e olan aşkım...
Cosby ailesi fanatikliğim..
Uzaylı zekiye çıktığında yeğenimin ben o değilim adımız aynı sadece serzenişleri...
Köle isaura’yı annem seviyor diye izlemek zorunda kalmam...
Erkan Yolaç’ın Evet hayır yarışmasını izlerken soruları bana soruyormuş gibi cevap vermem ve karşısındaki bilemeyince kızmam...
Perihan abla’ daki meraklı Melahat’i komşumuza benzetmem...
Alcanzar’ daki çocuğa aşık olmam... Şarkısını yalan yanlış ezberlemeye çalışmam...
Pembo ve TipiTip çiğneyip sakızdan çıkan karikatürleri saklamam...
Annemin soyduğu mandalina portakal kabuklarını oda parfümü niyetine sobanın üzerine koyduğunu, Kestanelere bıçaklarla çizik atıp sobanın üstüne dizdiğimizi, akan soba borusunu... Cam şişe deki Pepsi ve Coca-cola şişelerinin bitmesiyle annemin onları amacının dışında kullanmasını... Annemin dokunulmazları arasındaki aşk merdiveni isimli garip çiçeğe olan hıncımı ve annemin bana kızdığı bir gün elindeki maşayı fırlatmasıyla kapıda oluşan deliği... Leblebi tozunda boğulmamı...Balkondaki salıncağım... Panço yerken Kontra bisikletten düşüp dizimi parçalamam...O zamanlar boyu benden büyük olan peluş fil’i sürükleyerek salonun ortasına getirmem ve koltuk niyetine üstüne oturmam...
Ninja kaplumbağalar, hayalet avcıları, parlement gecesi sineması, he-man, shira, Beverly Hills teens, gazoz kapakları, misketler, edi ile büdü, cumartesi gecelerinin vazgeçilmezi; Bir başka gece, solo test, HBB, BMX bisiklet sevdası, hayat ağacı, cesur ve güzel, tetris, papaz kimde, pinokyo katlanan bisiklet, Denver the last dinosours, 7 den 77 ye, Adam olacak çocuk, pembe panter...
Ve daha nicesi film şeridi gibi geçti gitti gözlerimin önünden... Eskiden ne kadar içten kahkahalar attığımı hatırladım... içim cız etti...



