Bir varmış bir yokmuş diye başlardı ya anlattığın masallar... Hani hep mutlu sonlarla biter, gökten 3 elma düşerdi... Dinlerken güzel hayaller arasında uykuya dalardım...
Bana yalan söyledin Anne!... Masalların hiç birisi mutlu bitmiyor!
Beni yeniden doğur anne!
Kimsenin parmak izi tenimde kalmasın...
Kimsenin yüreğinde parmak izime rastlanmasın...
Kırgınlıklarımı, özlemlerimi, sızılarımı bir kalemde silip
yeniden başlayayım her şeye...
Kendi masalımı yazayım anne!
Ama bu defa ne olur aşılmaz duvarlar örme...
Bırak düşeyim, kanasın dizlerim...
Korkma şimdiki kadar acımaz canım o zaman!
Camdan izletme bana dünyayı anne!
Kıskanmayayım sokakta oynayan çocukları...
Bırak çıkayım dışarıya!
Kırarlar diye korktuğun bütün oyuncaklarımı paylaşayım
sokaktaki çocuklarla...
Paylaşmanın zevkini tadayım anne!
Küfredeyim sokak çocukları gibi,
Üstüm başım kir pas içinde geleyim eve,
Temizlerken kızıp bağırma bana anne!
Yemek yerken ağzıma tıkma,
Bırak senin istediklerini değil,
Benim istediklerimi,
İstediğim kadar yiyeyim anne!
Mesela Melike’lerin bahçedeki erikleri daha yeşilken
tuza banıp yiyeyim...
Bırak ağırsın karnım anne!
Balkondan değil de, ağaca çıkarak toplayayım incirleri...