25 Kasım 2010 Perşembe
PuZZLe
Kelimeler kaçıp saklanıyorlar sürekli..
Zamansız bir zaman döngüsünde sıkışıp kalmış gibiyim !!!
Etrafımdaki insanlar parçaları kaybolmuş puzzle gibi....
Ya ben ?
26 Ekim 2010 Salı
Bla bla bla
Kabuğuna çekilmiş bir ben...
Yarım kalmış işler..
Sabahlara kadar soluksuz izlenen bir sürü yabancı dizi.. (Hatta bazen abartıp sezon bitene kdr uyumamyı unutmam )
Dolup taşan sigara küllükleri..
Ve sürekli dizinin dibine yattığım oyuncak ayım Todiş...
Depresyon mu dedi biri ?
Hadi canım oda ne ...
Yarım kalmış işler..
Sabahlara kadar soluksuz izlenen bir sürü yabancı dizi.. (Hatta bazen abartıp sezon bitene kdr uyumamyı unutmam )
Dolup taşan sigara küllükleri..
Ve sürekli dizinin dibine yattığım oyuncak ayım Todiş...
Depresyon mu dedi biri ?
Hadi canım oda ne ...
22 Ekim 2010 Cuma
21 Ekim 2010 Perşembe
GeÇeR Mi Ki ?
Kanatları var ama uçamıyorlar !
Sen uçabilen kuşlardan mısın ?
"Geçtim düşler sokağından , bir gece vaktiydi...."
Gitmeli şimdi buralardan..
Taş yollarında yürüdüğüm bu şehirden uzaklaşmak lazım..
Tanımadığım yüzlerde kendimi aramaktan çok yoruldum..
Ufak mutluluklarla havalara uçmalı, büyük acılara gülüp geçmeli..
Son zamanlarda kelimelere dökemediğim o kadar çok şey var ki...
Ezgi "hüzün var gözlerinde "dedi geçenlerde.. Durdum, öyle ya derdim neydi ki ?

Bir baksam şöyle denize döksem içimdekileri dibi gözükmeyen mavi sulara..
Sarılsam sonra düşlerime..
Geçer mi ki ?
Etiketler:
Geçer mi ki,
rüyayla,
sarılsam düşlerime
21 Eylül 2010 Salı
eYLüL aKŞaMı..
Hiçbir neden yokken, ya da biz bilmezken
Tepemiz atmış ve konuşmuşuzdur
Onca neden varken ve tam sırası gelmişken
Hiçbirşey yapmamış ve susmuşuzdur.
Aynı Anda aynı sessiz geceye doğru
İçim sıkılıyor demişizdir.
Aynı sabaha uyanırken kimbilir,
Aynı düşü görmüşüzdür.
Olamaz mı? Olabilir.
Belki benim kağıt param,
Bir şekilde, döne dolaşa
Senin cebine girmiştir.
Belki aynı posta kutusuna,
Değişik zamanlarda da olsa
Birkaç mektup atmışızdır.
Ayın karpuz dilimi gibi batışını
İzlemişizdir deniz kıyısında.
Aynı köşeye oturmuşuzdur Köhne’de,
Belki de birkaç gün arayla.Olamaz mı? Olabilir.
Bostancı dolmuş kuyruğunda,
Sen başta ben en sonda
öylece beklemişizdir.
Sabah 7:30 vapuruna
Sen koşa koşa yetişirken,
Ben yürüdüğümden kaçırmışımdır.
Aynı anda başka insanlara
Seni seviyorum demişizdir.
Mutlak güven duygusuyla başımızı
Başka omuzlara dayamışızdır.
Olamaz mı? Olabilir.
Onca yıl, sen burada
Onca yıl, ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu eylül akşamı dışında...
Bülent Ortaçgil...
Etiketler:
bülent Ortaçgil,
eylül akşamı,
rüyayla
19 Eylül 2010 Pazar
aLTıNoLuK..
Uzun zamandır olmadığım kadar huzurlu ve mutluyum burda...
Assos'ta tarihin kokusunu içime çekmek...
Sabahları ve akşamları yasemin kokuları içinde sahil kenarında yürüyüşler...
Ayaklarımın arasında balıklarla yüzmek...
Ne kadar derinlerde de olsam suyun içini ayna gibi görebilmem..
Mükemmel yemekler...
Öyle iyi geldi ki....
En önemlisi huzurluuu , mutluuu kısacası rüya gibi bir kaç gün geçirdim....
Yarın eve geri dönüyorum yani saat itibariyle bu gün... :(
Lütfen zaman geçmesin....
16 Eylül 2010 Perşembe
13 Eylül 2010 Pazartesi
SuZi
Karşındaki insanlar asla senin baktığın gözle göremez ve senin verdiğin kadar değer vermez hiç bir şeye... Eğer madden yada manen bir şeyini almışlarsa ;
geri verdiklerinde ;
o bıraktıkları hasar(lar) asla düzelmeyecektir...

Eskiden suzi adında bir bebeğim vardı benim... Çok güzel bir bebekti.. Pembe bir elbisesi ve masmavi gözleri vardı.. Hatta biberonla su içirince işerdi :)
Oturduğumuz mahallede kimsede yoktu öyle et bebek o zmanlar...
Hepsi kumaş yada naylon bebekle oynardı, kimsenin bebeği de işemezdi :) Çok beğenirdi herkes bebeğimi..
Bir gün yiğenim nasıl olduysa almış ! Annem mi verdi yoksa bilmiyorum
Dayımlara gidince bebeğimi gördüm inanamadım !
Yüzünü tükenmez kalemlerle çizmişti yiğenim.. Saçları eskisi kadar temiz ve parlak değildi.. Kafası ve kolları çıkartılmaktan mahvolmuştu.. Paçavraya dönmüştü resmen.. Gözlerinin parlaklığı gitmiş maviliği değişmişti..
Oturdum bahçedeki sedire, aldım çıplak kalmış kıyafeti olmayan bebeğimi, sarıldım sıkı sıkı başladım ağlamaya
Kimse susturamadı....
"İstiyorum bebeğimi geri " dedim...
"Al" dediler
"Olmaz" dedim "Eski halini istiyorum"
Yiğenimde "vermem" diye ağlamaya başladı..
Kaç yaşındaydım bilmem.. Rahmetli anneannemin yüzünü hala dün gibi hatırlarım..
"Ben temizlerim eskisi gibi olur suzi " demişti.. Söylemişti söylemesine ama o bile beni sakinleştirmeye yetmemişti...
2 gün sonraydı sanırım anneannem suziyi Yüzünde bir sürü jilet izi ve çıplak olarak geri getirdi...
Tükenmez kalem izlerini silmek için yüzünü jiletle kazımıştı rahmetli...
O kadar çok ağlamıştım ki.....
Hala yazlıkta durur yüzü jiletli bebeğim.. Baktıkça o günleri hatırlar ve kızarım ;
Benim yanımda olduğu gibi kalamadığı için...
geri verdiklerinde ;
o bıraktıkları hasar(lar) asla düzelmeyecektir...

Eskiden suzi adında bir bebeğim vardı benim... Çok güzel bir bebekti.. Pembe bir elbisesi ve masmavi gözleri vardı.. Hatta biberonla su içirince işerdi :)
Oturduğumuz mahallede kimsede yoktu öyle et bebek o zmanlar...
Hepsi kumaş yada naylon bebekle oynardı, kimsenin bebeği de işemezdi :) Çok beğenirdi herkes bebeğimi..
Bir gün yiğenim nasıl olduysa almış ! Annem mi verdi yoksa bilmiyorum
Dayımlara gidince bebeğimi gördüm inanamadım !
Yüzünü tükenmez kalemlerle çizmişti yiğenim.. Saçları eskisi kadar temiz ve parlak değildi.. Kafası ve kolları çıkartılmaktan mahvolmuştu.. Paçavraya dönmüştü resmen.. Gözlerinin parlaklığı gitmiş maviliği değişmişti..
Oturdum bahçedeki sedire, aldım çıplak kalmış kıyafeti olmayan bebeğimi, sarıldım sıkı sıkı başladım ağlamaya
Kimse susturamadı....
"İstiyorum bebeğimi geri " dedim...
"Al" dediler
"Olmaz" dedim "Eski halini istiyorum"
Yiğenimde "vermem" diye ağlamaya başladı..
Kaç yaşındaydım bilmem.. Rahmetli anneannemin yüzünü hala dün gibi hatırlarım..
"Ben temizlerim eskisi gibi olur suzi " demişti.. Söylemişti söylemesine ama o bile beni sakinleştirmeye yetmemişti...
2 gün sonraydı sanırım anneannem suziyi Yüzünde bir sürü jilet izi ve çıplak olarak geri getirdi...
Tükenmez kalem izlerini silmek için yüzünü jiletle kazımıştı rahmetli...
O kadar çok ağlamıştım ki.....
Bir daha asla Suziyle eskisi gibi oynayamadım ! Bakamadım maviliği solmuş gözlerine... ! Dokunamadım yaralarına.. Canı acır korkusundan sevemedim yüzünü eskisi gibi... !
Hala yazlıkta durur yüzü jiletli bebeğim.. Baktıkça o günleri hatırlar ve kızarım ;
Benim yanımda olduğu gibi kalamadığı için...
8 Eylül 2010 Çarşamba
1 Eylül 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







