anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2010 Pazartesi

SuZi

Karşındaki insanlar asla senin baktığın gözle göremez ve senin verdiğin kadar değer vermez hiç bir şeye... Eğer madden yada manen bir şeyini almışlarsa ;

geri verdiklerinde ;

o bıraktıkları hasar(lar) asla düzelmeyecektir...




Eskiden suzi adında bir bebeğim vardı benim... Çok güzel bir bebekti.. Pembe bir elbisesi ve masmavi gözleri vardı.. Hatta biberonla su içirince işerdi :)

Oturduğumuz mahallede kimsede yoktu öyle et bebek o zmanlar...

Hepsi kumaş yada naylon bebekle oynardı, kimsenin bebeği de işemezdi :) Çok beğenirdi herkes bebeğimi..

Bir gün yiğenim nasıl olduysa almış ! Annem mi verdi yoksa bilmiyorum

Dayımlara gidince bebeğimi gördüm inanamadım !

Yüzünü tükenmez kalemlerle çizmişti yiğenim.. Saçları eskisi kadar temiz ve parlak değildi.. Kafası ve kolları çıkartılmaktan mahvolmuştu.. Paçavraya dönmüştü resmen.. Gözlerinin parlaklığı gitmiş maviliği değişmişti..

Oturdum bahçedeki sedire, aldım çıplak kalmış kıyafeti olmayan bebeğimi, sarıldım sıkı sıkı başladım ağlamaya

Kimse susturamadı....

"İstiyorum bebeğimi geri " dedim...

"Al" dediler

"Olmaz" dedim
"Eski halini istiyorum"

Yiğenimde "vermem" diye ağlamaya başladı..

Kaç yaşındaydım bilmem.. Rahmetli anneannemin yüzünü hala dün gibi hatırlarım..

"Ben temizlerim eskisi gibi olur suzi " demişti.. Söylemişti söylemesine ama o bile beni sakinleştirmeye yetmemişti...

2 gün sonraydı sanırım anneannem suziyi Yüzünde bir sürü jilet izi ve çıplak olarak geri getirdi...


Tükenmez kalem izlerini silmek için yüzünü jiletle kazımıştı rahmetli...

O kadar çok ağlamıştım ki.....

Bir daha asla Suziyle eskisi gibi oynayamadım ! Bakamadım maviliği solmuş gözlerine... ! Dokunamadım yaralarına.. Canı acır korkusundan sevemedim yüzünü eskisi gibi... !






Hala yazlıkta durur yüzü jiletli bebeğim.. Baktıkça o günleri hatırlar ve kızarım ;

Benim yanımda olduğu gibi kalamadığı için...

28 Nisan 2009 Salı

KüPeŞTe

Güzel günler kervanına bir gün daha ekledik bugün :)
Silivri Küpeşte'deydik..



Bu gece nereye gidelim diye söylenirken;

Birden
"Küpeşteye gittiniz mi ?"

diyiverdim..
Nasıl karar verdim?
Neydi ilk aklıma gelen yerin orası olmasının sebebi ?
Halaa bilmiyorum..

Öylesine tuhaf oluyor ki insan ilk anlarda..
Kuzenim ve sevgilisi oraya ilk defa gidiyorlardı
Bense;
Yıllarca unuttuğumu sanıp,
Anıların yükünü omuzlarıma alacağımı bile bile
Girmiştim o cafenin kapısından içeriye..

İlk ortaya baktım,
Kışın beni ısıtan, kahvemin közde pişitiği
Açık şömine yanıyor muydu acaba ?

Yıllar önce , her gittiğimde sabah kahvemi içip gazetemi okuduğum köşeye oturamadım..
Uzak ve daha önce oturmadığım bir yer seçtim..
Galiba eski anılarım yenileriyle karışmasın diye yaptım bunu..
Bilmiyorum..

Sonra her zamanki gibi orta kahvemi söyledim.. Acaba tadı eskisi gibimiydi?

Yine hayal kırıklığı , yine anılar..

Küpeşte hep aynı küpeşteydi,
Ama
Ne yanımdakiler aynıydı, ne kahvenin tadı..


Etrafı izledim uzun uzun bu gece...
Anılarla yüzleştim..
Bazılarıyla kavgalıydık yıllar sonra bile..
Kırgındım..
Küskündüm..
Bazılarıysa öylesine gülümsetiyordu ki beni...

İnsan yıllar sonra, yine aynı yere gittiğinde;
Unuttuğunu sandığı anılarının aslında unutulmadığını
ve
Artık onlarla vedalaşmanın vaktinin geldiğini anlıyormuş..

En güzel anılarımı,
En güzel zamanlarımı ceplerime doldurdum..

Geriye kalan ve canımı yakanları;

Kale parkının önündeki yardan, o eşsiz manzaraya bakarak
ittim aşağıya..


'Bir daha,
hatta sonsuza kadar
görüşmemek dileğiyle..'