Bir insan, O günün sabahında yüzünün ( Bugün özel birgün
'Bugün benim doğum günüm... ' ) yağmurlarının damlalarıyla yıkanmasından büyük bi mutluluk duyup damlalara gülümserken , akşam olduğunda yanağından süzülen bir tek damlayla neden kendini sırılsıklam ve hatta bir sıçan gibi hisseder ki...?
( Beklediğin insanlardan bişey gelmeyince [telefon, msj, mail yada herhangi bi iletişim aracı ne olduğu önemli değil ! )
Unutulmuşluk hissi kemirirken içini
‘NEDEN’…’NEDEN’ …’NEDEN’ gibi hep peş peşe gelen sorulara hepp (bilerek lades demek gibi) bahaneler uydururken...

… “unutmamıştır canım... unutmaz ki ben biliyorum onu … şeyy vakti olmamıştır ! ( külliyen yalannn !!! “Doğum günün kutlu olsun “ dicek kadarda mı vakti yoktu !!! Ne kadar dolu yada meşgul olursa olsun 1 dk bile sürmeyecek şu cümleyi söylemek için vakit yaratabilir insan ....!!!!! )
… eee şeyyy kesinnn çok önemli bi işi çıktıı yoksa kesin arardı… ( daha inandırıcı bi bahane bulsan ? Doğum gününde önemliii!!! Doğum gününü unuttuysa ve ( ne hikmetse ) aynı günkü önemli işini unutmadıysaaa !!! Bi düşün istersen ; onun (ların) hayatındaki önem sıran sonlardan kaçıncı ????)
…hmmm şeyy birazdan araaar…. ( oldu canım bekle daha çok beklersin !! haa şimdi haa birazdan derken ertesi seneki doğum günün gelir... eee tabi canım 364 gün içinde herhangi bi gün hatırlar elbet seninde bi doğum günün olduğu gerçeğini…!!! Tabii 365 gün sonra emin ol ki gene unutacaktır… eee ne demişler “huylu huyundan vazgeçmez “ Sen her sene kendince bahaneler uydurup onu haklı çıkartırken ; Oda her sene ısrarla unutmaya devam edecek …! )
...
" Nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken
Yıllar hayatlar geçiyor...
Kayıp bir bavul gibiyim havaalanında
Ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda
Çok mu ayıp hala mutluluk istemek
Neyse zaten hiç halim yok...
Bugün benim doğum günüm...
Kelimeler büyüyor ağzımda... "
Bugün benim doğum günüm... Eve gelirken cafe’ye girdim, bir kahve içtim. Yukarda ki yazıyı düzelttim. Sonra birde fal baktırdım... Güzel şeyler söyledi amaan fala inanma, falsız da kalma demişler dimi :) Sonra bir pasta aldım birkaç tane de DVD ve kendime bir hediye...
Benim söylediğim ve sabah hatırlayan birkaç kişi dışında hatırlanmayacağımdan o kadar emindim ki... Normal günlerdeki gibi eve geldiğimde ilk işim mail ve bloğu açmak olacak, yukarıdaki yazıyı bloğa ekleyip sonra da aldığım DVD’leri izleyecektim...
Bir baktım Bloga;
bir yerlerde bir pasta yapmışlar..
usta eller dokunmuş o pastaya..
herşey hazırmış..
bir tek mum bulamamışlar..
hadi bu yılın mumları biz olalım..
dile bizden ne dilersen..
doğum gününün güzel kızı mutlu yıllar nice saliseler saniyeler dakikalar seninle olsun..:)
Yazmış Gayyor’um ilk onu gördüm, peşine Elvan’ımla Bendeniz’imin mailini okudum -O kadar şanslıyım kiii- Bir başladım zırlamaya susturabilene aşk olsun... Babam geldi;”hadi mumları koy üfle de pasta yiyelim”
dedi hınzırca bir gülüşle... Sildi gözlerimin yaşını...
Pastayı kesecekken KaRaKıZ’ım aradı ve benimle birlikte pastayı (telefonun öteki ucunda) oda üfledi :) kardeşi ordan müziğin sesini ( Tuğba Özerk – Doğum günün kutlu olsun ) sonuna kadar açıp telefondan bana dinletti...
Sonra öğretmenim
“yarın bizdesin seni bekliyorum unutma canlı müzik ve rakı seni bekliyor “
diye haber verdi... Yarın bir pasta daha alıp öğretmenime gidicem. Geç olsa da doğum günü partisi var yarın... Pek sevgi kelebeği halindeyim hadi hayırlısı :)