Koca bir iş gününün ardından , akşam eve geliyorum..
Yalnızlığım evde beni bekliyor... Giriyorum usulca eve, yalnızlığım duymasın diye adeta parmak uçlarıma basarak...
Elimdekileri bir köşeye bırakıp balkona çıkıyorum... Yaktığım sigaradan derin bir nefes çekiyorum. Dumanı rüzgarda dağılıyor. Dışarısı serin...Çok Serin...
Ellerim üşüyor...
Kapı çalsa.. Habersiz gelsen... Beklemediğim bir anda... Kapıda karşımda seni gördüğümde ışıldasa gözlerim.. Sıkı sıkı sarılsan..
Yalnızlığım çıkıp gitse dışarıya...
Akşam eve gelirken aldıklarımı pişirsem sana.. Balkona muazzam bir sofra kursam.. Yanına da bir kaç duble... Anlatsan uzun uzun.. Sonra sabaha kadar sarmaş dolaş uyusak ! Uyandığımda yanımda bana sarılmış bir sen görsem... Keşke.... !
Bu kaybolduğum dönemde öteki evimizin bahçesine attım kendimi.. Domateslerim , salatalıklarım, biberlerim hepsi o kadar güzel oldular ki :)
Sabahları erkenden kalkıp bahçeyi sulamak, o mis gibi toprak kokusunu içime çekmek, bahçede büyüttüğüm sebzeleri taze taze kopartıp yemek, geceleri nargileyi yakıp dumanında DüŞ aLMaK, yıldızların altında uyumak bana öyle iyi geldi ki...
İçsel huzursuzluklarımı kısa bir süre de olsa kafamdan attım..
Yeni okumaya başladığım bir kitabın sayfalarında kendimi görmek ya da Gökyüzünde süzülen uçurtmalar kadar özgür olmak… Rüzgârla dans ederken, ayaklarım yere basacak kadar kendime güvenmek… Kendimi bulutların üstünde hissetmek…
Aslında çok iyi bildiğim bir melodinin üzerine sözler yazmak