16 Eylül 2010 Perşembe

HuZuR...



Yasemin kokulu bir Altınoluk gecesi...

Fonda Zeki Müren - Huysuz ve Tatlı kadın...

Rakı - Balık....

Bir tutam huzur için daha fazlasına gerek var mı ki ????

13 Eylül 2010 Pazartesi

SuZi

Karşındaki insanlar asla senin baktığın gözle göremez ve senin verdiğin kadar değer vermez hiç bir şeye... Eğer madden yada manen bir şeyini almışlarsa ;

geri verdiklerinde ;

o bıraktıkları hasar(lar) asla düzelmeyecektir...




Eskiden suzi adında bir bebeğim vardı benim... Çok güzel bir bebekti.. Pembe bir elbisesi ve masmavi gözleri vardı.. Hatta biberonla su içirince işerdi :)

Oturduğumuz mahallede kimsede yoktu öyle et bebek o zmanlar...

Hepsi kumaş yada naylon bebekle oynardı, kimsenin bebeği de işemezdi :) Çok beğenirdi herkes bebeğimi..

Bir gün yiğenim nasıl olduysa almış ! Annem mi verdi yoksa bilmiyorum

Dayımlara gidince bebeğimi gördüm inanamadım !

Yüzünü tükenmez kalemlerle çizmişti yiğenim.. Saçları eskisi kadar temiz ve parlak değildi.. Kafası ve kolları çıkartılmaktan mahvolmuştu.. Paçavraya dönmüştü resmen.. Gözlerinin parlaklığı gitmiş maviliği değişmişti..

Oturdum bahçedeki sedire, aldım çıplak kalmış kıyafeti olmayan bebeğimi, sarıldım sıkı sıkı başladım ağlamaya

Kimse susturamadı....

"İstiyorum bebeğimi geri " dedim...

"Al" dediler

"Olmaz" dedim
"Eski halini istiyorum"

Yiğenimde "vermem" diye ağlamaya başladı..

Kaç yaşındaydım bilmem.. Rahmetli anneannemin yüzünü hala dün gibi hatırlarım..

"Ben temizlerim eskisi gibi olur suzi " demişti.. Söylemişti söylemesine ama o bile beni sakinleştirmeye yetmemişti...

2 gün sonraydı sanırım anneannem suziyi Yüzünde bir sürü jilet izi ve çıplak olarak geri getirdi...


Tükenmez kalem izlerini silmek için yüzünü jiletle kazımıştı rahmetli...

O kadar çok ağlamıştım ki.....

Bir daha asla Suziyle eskisi gibi oynayamadım ! Bakamadım maviliği solmuş gözlerine... ! Dokunamadım yaralarına.. Canı acır korkusundan sevemedim yüzünü eskisi gibi... !






Hala yazlıkta durur yüzü jiletli bebeğim.. Baktıkça o günleri hatırlar ve kızarım ;

Benim yanımda olduğu gibi kalamadığı için...

8 Eylül 2010 Çarşamba

aCaBa ?


Saçlarım rüzgarda savrulduğunda toplayabilecek birisini beklemekle hata mı yapıyorum acaba ?

1 Eylül 2010 Çarşamba

25 Ağustos 2010 Çarşamba

TaDiLaT ZaMaNı...

Efendim yine sinirleri tepesinde Rüyayla'nın..



Kısaca şöyle özetleleyim ;

Tadilat zamanı... !!!!

Benim gibi pimpirikli , kuşkucu , kararsız, kolay kolay içine sinmeyen birisi için tam bir


kabuss !





Önce yazlık ev tadilata girdi dış cephesi falan boyandı..


" -Ay kırılacak yerler düzgünce onarılacak mı acaba ? Usta bir yeri yaparken ötekini mahvetmesin ? Düzgün yapabilir mi ? Boyanın rengi nasıl olsun ? Boya uzun süre dayanır mı ? Markası ne olsun ? Astarı ne olsun ? Fırçası... "


Gibi sorularla yedim bitirdim kendimi... Günlerce araştırmanın ardından zoraki de olsa boyanın rengine karar verdim. Ve boyattırdık...

Tabi benim pimpirikliliğimi bilen babacım, ev boyanırken beni götürmedi :))

Neyse boyandı bitti hala gidip göremedim ama "Ohh şükür kurtulduk" diyordum ki..

BİNGOOO !! Bu eve doğalgaz döşenecek...

Günlerdir internetten harıl harıl araştırma yapıyorum. O kadar çok dalıyorum ki gözlerim ağırmasa saatin farkına bile varmayacağım... Yedim bitirdim gene kendimi ...

"Hangi kombi olsun ? Yoğuşmalı mı , Hermatik mi ? Petekler yeter mi ? Termostatlı vana mı alsak ? Borular nerden geçsin ? Yok mutfağın esnetiği , yok dolapların içinden mi geçsin yoksa üstünden mi ? Altından mı olsa daha iyi ? Doğalgaz firmasının pakette sunduğu kombi nasıldır acaba ? Isınıcaz mı ? Adamlar düzgün keşif yapmadan fiyat verdi ya sorun çıkarsa ? Zaten karşı komşuya yaparken her yeri kaynak lekesi yapmışlar !! Parkeler ne hala gelicek kim bilir ? Ya mutfaktaki granit ? Delik deşik olacak.... Acaba hangi firma işin ehli ? Sorunsuz hallolacak mı acaba ? "


Sorularıyla kendimi bunalttığım yetmiyormuş gibi bir de babamı yeterince bunaltmış olacağım ki (!) Bugün kapıya gelen adamın elindeki sözleşme kağıdını okumadan imzalayıverdi...

Neden 2-3 firmayla görüşmeden kapıya ilk gelene tamam dedi diyee kızılca kıyamet koptu tabi...

Sonunda Pesss ! dedi babam yarın gidip firmadan imzaladığı kağıdı geri alacak... Diğer firmalarla görüşeceğiz..


"Görüşeceğiz" dedi ama benim içime hala su serpilmedi !!




Sonuçlanana kadar da düzelemeyeceğim sanırım... Kendimiz biraz biraz sakinleştirmeye çalışıyorum...

Geçecek diyorum sürekli kendime..

Geçecekk.. ! Bunlar da geçecek...

İçimden mırıldanıyorum ;

" Geçer geçer daha öncekiler gibi

Buda geçer neler neler geçmedi ki.. ? "

Ama ne dersem diyeyim yine de kendime dert etmeden ve çözmeden kafamdan atamıyorum hiç bir şeyi.. Ufacık bir şey bile dağ gibi büyüyor gözümde !!!!

Hayır anlamıyorum bu kadar toparlasam ne olacak ? Bir yer toparlanırken öteki taraf zaten dağılıyor.


Ama yok ! İlla çözülecek ! Sanki ne gerek varsa ... ??

Bıraksam da bir kaç şey çözülmeden kalsa ! Ne olur ? Bir defa da böyle olsa ?
Ama NERDEE ???

İçim rahat etmiyo ki... Kahretsin.. Her türlü durumda, rahatsızlık unsuru olabilecek bir nokta bulabilme yetisine sahibim :(

23 Ağustos 2010 Pazartesi

aÇıK aDReS..




Yoruldu duruldu kırıldı vuruldu bir kaç kere
Yazılıdır hepsi hikayede...

22 Ağustos 2010 Pazar

MaNTıKLı




' Hep denedin.
Hep yenildin.
Olsun.!
Gene dene.
Gene yenil.
Daha iyi yenil. '
Samuel Beckett

20 Ağustos 2010 Cuma

TTNeT SoRuNSaLı


Bu ttnet iyice aştı kendini...

Sabah kalktım modemde ne ışık var ne bişey.. Aradım müşteri hizmetlerini.. Zoraki cevap veren yetkiliyle ; ıvır zıvır kablo , modem ışıkları , spliter vs prosedürlerini ( sanki salakmışız gibi her defasında kontrol ettirmeseler olmuyor ) yaptıktan sonra arıza kaydı bıraktım.. "Birazdan sorun hallolur . Bizi aradığınız için teşekkür ederiz" dediler...

Bekle bekle 2 saat oldu herşey yine aynı..
Tekrar aradım , yine kablo modem prosedürlerinden sonra bu defa da "hemen hallediyorum bi dk bekleyin" dedi telefondaki bitkin ses...
Kaç 1 dk ? Bekle bekle.. Sonunda geldi modem ışıkları, kapattım telefonu, pc başına geçtim.. Şifre hatası veriyor ve sayfalar açılmıyor !

Bir daha aradım, yine kablo modem prosedürlerini yaptıktan sonra şifre hatası verdiğini, onlardaki şifreyle benim şifremin aynı olup olmadığını sordum ve doğru olduğunu teyid ettikten sonra telefonu kapattım ve beklemeye koyuldum..

Bekle bekle vakit geçmiyor ki !!! Bir daha aradım.. Başka bitkin bir ses "Arıza kaydınızı aldım. Bir önceki arıza kaydınız daha kapatılmadığı ve arkadaşlarımız üzerinde çalıştığı için olabilir ( bozacının şahidi şiracı.. ) ,kısa bir süre içinde düzelecektir. Bizi aradığınız için teşekkür ederiz" dedi..


Ama nerdeee ??

Bir kaç arama girişiminde daha bulundum ve hep aynı yanıtları aldım " Birazdan düzelir... ! Bizi aradığınız için teşekkür ederiz "

Saat 11 de verdiğim arıza kaydının üzerinden 7 saat geçtikten ve benim sabırımın taştığı o son aramada karşıma çıkan yetkili " hanımefendi sizin modem şifreniz değiştirilmiş.. Yeni şifreniz **** lüften bu şifreyle giriş yapmayı deneyin. Bizi aradığınız için teşekkür ederiz" demez mi ???

"Ayyy boşu boşuna mı her aramamda o kablo modem prosedürleri için saatlerce telefonda bekledim sonra düzelecek diye 7 saat bekledim ? Arayıp doğru olduğunu teyid etmeme rağmen siz benden habersiz şifremi nasıl değiştirirsiniz " diyerek kopardım yaygarayı..

" Bizi aradığınız için teşekkür ederiz " den başka düzgün bir cevap bilmeyen sözüm ona yetkililere yaygarayı kopartsan ne olacak ???

Anlayacağınız çıldırmama ramak kalmışken TTNET hiç yoktan bi tarafından uydurduğu hatayı sanki bir şey olmamışcasına bir süpermen edasıyla düzeltti efendim...

Şu an tek merak edilen ; laçka olmuş sinirlerimi hangi süpermen'in düzelteceği ???

19 Ağustos 2010 Perşembe

Ya SaBıR...

İftarlarda kıtlıktan çıkmış gibi yediğim için , yemekten sonra kilo almayalım diye komşumla 2-3 gündür yürüyüşe gidiyoruz.. Yürüyüş ki ne yürüyüş !

Önceki gece bir cafenin yanından geçerken çay krizi tuttu komşumun "boşver" dedim vazgeçirdim , sonra bir arkadaşa uğrayalım dedi. Gittik evde yokmuş.. Krizi dinmeyen komşum telefonla arkadaşını aradı, cafede içemediği çayı orda içmek için.. Kısa bir görüşmeden sonra arkadaşının Balıkesir yolunda olduğunu öğrenen komşum ;

' aa şekerim bizim kız burda koca bulamadı varsa Balıkesir'de gelirken getir ' demez mi sokak ortasında kalakaldım noluyo diye ..

Neyse bugün yürüyüşe giderken" çay içelim" dedim, yine aynı mevzulara girmeyelim diye..
Çayımızı içtik sonra ileriki sitenin önünde kameraları gören komşum ;

' Rüyayla kameraya gül , el salla, bişey söyle, belli mi olur belki kısmet bulursun ' demez mi :D

Dayanamadım ; " Oldu olacak tv deki koca bulma programlarına yolla bari burdaki kamera kayıtlarını en fazla 2-3 kişi görecek" dedim...

'aaa ordaki kısmetlerden bişey çıkmaz ben bulucam 'demez mi !!!!





Anlamıyorum bu milllet ne kadar meraklı evlendirmeye ?


Yaşım gelmişte, Yuvamı kursam fena mı olurmuşta, herkes evleniyormuşta .. Mış mıışta , miş miişş...



Allahım sen bana sabır ver :D

18 Ağustos 2010 Çarşamba

YeNiDeN MeRHaBa

Haftalar hatta aylar oldu buraya bir satır karalamayalı.. Uzun zamandır kendinden vazgeçmiş, herşeyden elini eteğini çekmiş bir rüyayla var karşınızda...

Neden , niye ?

Aslında bende bilmiyorum.. Nedensiz yere kuruntu yapıyorum galiba kendime..

Belki de negatif düşünceler, negatif şeyleri yaşamama sebep oluyor..

Bilmem...


Sanırım hayatımın son zamanlarındaki soundtrack'inin değişmesinin ve "KeNDiMe YeNi BiR BeN LaZıM" nidalarının yükselmesinin tam zamanı...


Düşüncelerle köşe kapmaca oynamayı ve olan tüm aksiliklerle saklambaç oynamayı bırakmanın zamanı geldi de geçiyor galiba :)


Ne galibası ?



Kesinliklee öylee :)))



Öyleyse YeNiDeN MeRHaBa :))))