ikinci el kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ikinci el kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2012 Cumartesi

DuRuM RaPoRu

* Bayram telaşı son hızıyla devam ediyor.... Sabahtan beri 3 tepsi baklava açıldı her yerim ağırıyor...

Şu anda fırının karşısından canlı yayındayım efendim...

40 kat açılmış ev baklavası oynaya zıplaya kızarmakta....
Ps : İsteyen olursa tarifini verebilirim  :))))


*Eve sanki toz yağıyor.. ve temizlik gözümde büyüyor..Kendi kendini temizleyen ev icat edilmeli acilen..

*Bu yazıyı yazarken çalan Belalım fena halde ağlama isteği uyandırıyor... Dokunuyor bu şarkı banaaaaa...

* Cennete düştüm sanırım...!! Önceki gün kitap okuma sevdası olmayan biri bana mis kokulu 60lı , 70li , 80 li yıllardan kalma bir sürü kitap hediye etti.. Allah'ım o nasıl büyüleyici bir kokudur yarabbim..





* Yağmur yağsın istiyorum.. O mis gibi kokan kitaplardan birini kapıp yerleşeyim balkonumdaki salıncağa.. Dumanı tüten bir kahve olsun yanımda.. Camdan süzülsün yağmur damlaları...







Yeter artık Sevgili Aşkk nerdeysen gel  ve yanımda bu defa lütfen sen oll.....

20 Kasım 2008 Perşembe

TaVaN aRaSı DüŞLeRiM

Yaşadığım evin ne bahçesi, ne de tavan arası var. Tavan arası olan bir evim olsaydı keşke... Kaçmak istediğimde sığınabileceğim...





Çocukluk hayallerim dursaydı bir köşede... Sonra ruh halimi anlayan bir ressamın elinden çıkmış bir tablo; her fırça darbesinde beni anlatan...

Minicik bir balkonu olsaydı... Tüneseydi saksıların arasına, her sabah kızarmış ekmeklerimi paylaşmak için bekleyen küçük misafirlerim... Sandığım, ikinci el kitaplarım, eski plaklarım... Renkleri solmuş ama anıları hâla taze olan eşyalarım sarıp sarmalasaydı beni her dokunduğumda... Cam kenarında saksılarda büyütseydim umutlarımı... Saatim olsaydı ben kurmadıkça ilerlemeyen...


Zaman dursaydı o tozlu tavan arasında...



*Resim sahiplerinden özür diliyorum... Resimleriyle oynayıp hayalimdeki resmi çizmeye çalıştığım için...

17 Kasım 2008 Pazartesi

Issız adam bir ada’ya düşünce

İzleyeli saatler geçti... Yumruk yemiş gibiyim sanki... Detaylarıyla fena çarptı bu film beni...


Kafamın içinde hâla çalan 45’likler; Nil Burak, Ayla Dikmen, Hümeyra... Gözlerin konuştuğu, dilin başka şeyler anlattığı o uzun final sahnesi... Sözlere dökülemeyen içsel konuşmalar... Çılgın Kalabalıktan Uzak - Thomas Hardy... Havuçlu tarçınlı kek...Puslu Kıtalar Atlası’nın ucu kıvrılan sayfası... 2. el bir kitabın içinden çıkan Arap alfabesine ait rakamlar...Aşk yemeğinin içine bir tutam anne yüreği, bir tutam aile özlemi, bir tutam İstanbul güzelliği ve şarap...




— Benim bardağımdan kahve içmenin sebebi paylaşmak için değil, bir an önce bitsin, buradan gideyim diye. (Ada)



— Ben sadece ben olmamalıyım şimdi. Sanki bana baktığında kendi hayatından bir an yakalamalısın. Bir hikâye olmalı. Sevdiğin herkes, her şey, o an ben olmalıyım.(Ada)


—Sana tek bir şey söyleyeceğim ve gideceğim... Karların üstünde donmak üzeresin, uyku tatlı geliyor şimdi ama aslında öldüğünün farkında değilsin!(Ada)


— Ben çok şey yaşadım... Çok şey tükettim... Kendimi de hayatı da her şeyi... Kanımda bir mikropla yaşıyorum... Ben seni haketmiyorum, daha iyilerine layıksın (Alper)


— Başkalarının çocukları, başkalarının mutluluklarıyla kalacaksın... (Ada)

— Küçücük bi toka benimle alay etti (Alper)


—Sen oradaydın ve bir gün benimle tanışacağını bilmiyordun... Sen dizime yattın, ben bir hikâye anlattım ve sen büyüdün...Kafamda bir hikâye. Bilirsin bunu çok severdim. İkimize bir " mutlu son " yazdım sonra. O evde seninle birlikte oturduk.Sustuk..Yanımda durdun sessizce.. Ve bu sondu. (Ada)




Gözümdeki yaşları kimseler görmesin diye sinemadan kaçarcasına uzaklaştım... Sinemadan ilk çıktığımda ne kadar yalnız, ıssız olduğumu fark ettim...

“Kimi bu kadar çok sevdim? “ sorusu çınladı beynimde... En çok ta bu sorunun cevabının “kimseyi” olması acıttı canımı...


Uzun bir yürüyüş yaptım... Sonra yar’a gidip yüksekten sisler içindeki bu şehri izledim... Bende birinin yatağına kıvrılayım istedim... Yastığına başımı koyup "kokular aynı mı kalır?" diye sorayım ve nerde kaybettiğimi bilmediğim bi tokam olsun bi yerde, birinin cebinde... Bir masal anlatayım ve o masal hiç bitmesin istedim...