
Hep içimden konuşuyorum son günlerde...
Sessiz harflerle..
Bir kaç zamandır elim klavyeye gitmiyor demiştim.. Bu arada o kadar çok şey oldu ki...
İnsan gün geçtikçe ders çıkartacak çok şey biriktiriyormuş..
Sanırım en büyük ders aldığım şeyse çıkar ilişkisi...
Çıkar insanlar için çok önemliymiş.. Çıkarları için yapamayacakları yokmuş... Yaptıklarını ve bu yaptıklarından sonra oluşan yıkıntıları görmezden gelip hiç birşey olmamış gibi davranmak insanların huyu olmuş artık..
Burda yazdığım yazının kahramanı olan teyze kızının bu sabah yaptıkları sanırım bu konuya en büyük noktayı koydu..
Teyzemin oğlu evleniyor.. Onca olandan sonra , bunca yaşanana rağmen, havada uçuşan tehditler hiç olmamış, yaşanmamış gibi gelip davetiye verdiler..
Oysa ki olan olayların üzerinden uzun bir zaman geçtiği varsayılırsa (1 yıl ) o zamandan bu yana kapımızı çalmayı bırakın , bir defa bile arayıp halimizi hatrımızı sormayan -Sözde- akrabalarım güler yüzle halimizi hatrımızı sordular.. Davetiyelerini verdiler.. Benim görüştüğüm uzak akrabalara da davetiye bıraktılar.. Al gülüm ver gülüm oldu yani..
Aslında söyleyecek çok bir şey yok sanırım (!)
ÇIKAR (!) denilen şeyy, Sen nelere kadirsinnn !!!
1.5 - 2 aydır haftanın 7 günü hiç ara vermeden sürekli çalıştık..Sadece blogları okuyabildim.. Yorum bile yazamadım kimseye.. Belki de bu depresif hallerimin en büyük sebeplerinden biri de bu...

Bu aralar çoğu şey iyi gitmiyor zaten :)
Bir sürü değişiklikler oluyor ve ben hep uzaktan bakıyorum.. Aslında sadece uzaktan bakmakla kalmayıp, hayatıma burnunu sokanlara sürekli hırçın bir tavır sergiliyorum... Belki de yardım etmeye çalışıyorlar ama ne bileyim yaa öyle işte..
Karmakarışığım anlaşıldığı üzere :)

Üzerinde adres yazmayan kayıp mektuplar gibiyim...
Gri gökyüzü üstüme geliyor sanki...
Boyamak istiyorum tüm grileri !!
Yağmak isteyen ama yağmayan yağmurların ağarlığı çöküyor üstüme..
İzlerken kalın bir camın ardından bu şehri;
Gözyaşıma döküyorum yağmurları...
İnsanın içi sıkılır bazen...
Gögüs kafesinin içinde fırtınalar kopar...
En ücra köşelerini sarıverir apansız bir sızı...
Unutmaya yüz tutmuş, kabuk bağlamış yaralar yine kanamaya başlar...
Ama;
Her defasında sadece bir yer acır..
Sadece bir yer.....
Yüreğin...


Yedek tebessümler taşıyordu kız çantasında..
Hani tanıyanlar inanmazlarsa, çıkartıp takıverecekti
Bir tanesini daha hüzünlü yüzüne...
Ödünç sözler vardı dilinde..
İade etmesi gerektiğini bildiği halde,
sırf O'na ait oldukları için bir türlü geri veremediği...
Zehirli bir yalnızlıkta boğulan benliğiyle başa çıkmaya çalışıyordu...
Soğuk ve mavi gecede...
Canım son günlerde öylesine sıkkın ki...
İş yerinde iyi giden hiç bir şey yok.. Haftanın 7 günü çalışmaktan kendime bakamaz oldum..
Dengesiz insanların dengesiz hareketleri , annemlerin de evde olmaması, üstüne bir de uykusuzluk iyice bunalttı..
Huysuzluklarım baş göstermeye başladı yorgunluktan...
Yeni bir iş istiyorum ama nerdeyse 1 haftadır bir CV hazırlayamadım bu kadar mı tembelleşir insan ??? Sıkıldım Artık... !

Ve Ayrıca
Evde inatla benimle Saklambaç oynayan YaLNıZLıĞıM
Sağım, Solum, Önüm Arkam SoBe !
DeFoL GiT Artık !

Öznesi kaybolan cümlelerle boğuşmaktan ,
Uzaktan izlemekten ,
Ve en kötüsü Özlemekten çook yoruldum...

