10 Aralık 2012 Pazartesi

Pazartesi sendromu nasıl yenilir?


Herkesin kabusu haline gelen hafta başı stresi..  Pazartesi Sendromu !!

İçinizdeki negatif enerjiyi atıp vücudunuzda yeniden neşe kaynağı oluşturmanız için işte uzmanlardan 5 öneri!

1. Neşe kaynağı-Beslenme: Bol fındık, yulaf, doymamış yağlı ve asitli yiyecekler, neşe kaynağıdır.
Örneğin; yağda sardalya ve yanında salata, susam yağına yatırılmış avokado, kendinizi iyi hissettirecektir.

2. Neşe kaynağı-Spor: Yarım saat boyunca yürümek depresyona karşı alınacak en iyi ilaçlardan biridir. Özellikle güneş ışınları vücutta beyne giden serotonin hormonlarının oluşmasını sağlar.

3. Neşe kaynağı-Davranış: Sizleri güldürecek bir şeyler okuyun veya seyredin. Sarı bir şey giyin veya büronuzdaki vazonuzun içine sarı çiçekler koyun.

4. Neşe kaynağı-İlaç: B vitaminleri alın. Bunlar sinirlerinizi yatıştırır ve depresyonu uzaklaştırır.

5. Neşe kaynağı-Düşünün: Bir kağıt alıp yaşama neden bağlı olduğunuzu ve neden yaşamak istediğinizi yazın. Bunu yaparken pozitif düşünmeyi ihmal etmeyin.


Fotoğraf: Merhaba Glade Kadını Takipçileri 

Pazartesi sendromu nasıl yenilir?

Herkesin kabusu haline gelen hafta başı stresini atmak artık çok kolay!

Çalışanlar pazartesi günleri büyük bir sendrom yaşıyor. Yapılan araştırmalara göre senelerdir iş hayatında başarılı olan kişilerde bile bu sendrom görülüyor. Herkesin kabusu haline gelen "Pazartesi Sendromu" olarak tarif edilen iş günü stresini atmak artık çok kolay.

İçinizdeki negatif enerjiyi atıp vücudunuzda yeniden neşe kaynağı oluşturmanız için işte uzmanlardan 5 öneri!

1. Neşe kaynağı-Beslenme: Bol fındık, yulaf, doymamış yağlı ve asitli yiyecekler, neşe kaynağıdır. Örneğin; yağda sardalya ve yanında salata, susam yağına yatırılmış avokado, kendinizi iyi hissettirecektir.

2.  Neşe kaynağı-Spor: Yarım saat boyunca yürümek depresyona karşı alınacak en iyi ilaçlardan biridir. Özellikle güneş ışınları vücutta beyne giden serotonin hormonlarının oluşmasını sağlar.

3. Neşe kaynağı-Davranış: Sizleri güldürecek bir şeyler okuyun veya seyredin. Sarı bir şey giyin veya büronuzdaki vazonuzun içine sarı çiçekler koyun.

4. Neşe kaynağı-İlaç: B vitaminleri alın. Bunlar sinirlerinizi yatıştırır ve depresyonu uzaklaştırır.

5. Neşe kaynağı-Düşünün: Bir kağıt alıp yaşama neden bağlı olduğunuzu ve neden yaşamak istediğinizi yazın. Bunu yaparken pozitif düşünmeyi ihmal etmeyin.

Bu yazıyı okudum bugün.. Pazartesi sendromunu yenmek için bir kaç kural koymuş..
Ben her pazartesi bunları yapmaya kalksam daha çok depresyona girerim yahu :)


Mesela ; "susam yağına yatırılmış avokado "   yenir mi ki bu ??? Ben susam yağını ağrıyan yerlerime sürüyorum hayatta yemem !!!  ( sıcak havluyla birlikte kullanıldığında ciddi bir ağrı kesicidir kendisi )

Hayat ne kadar garip bir hal almaya başladı dimi ?

Her şey değişirken ismini bile bilmediğimiz yöntemler çıktı...
Garip garip tatları olan acayip yemekler !

Kişisel gelişim kitapları satış patlamaları yaptı..
Trend olan bir meyve fahiş fiyatlara satıldı...
Mucizeler yarattığına inanılan yağlar piyasada karaborsaya düştü...

Ve daha niceleri...
Nereye gidiyoruz böyle ?

Bir pazartesi sendromundan nerelere geldim ........

Neydi : "  Sizleri güldürecek bir şeyler okuyun veya seyredin. "

Evet sizi çok güldüğüm bir videoyla başbaşa bırakayım en iyisi... :)



9 Aralık 2012 Pazar

HaFTaNıN ŞaRKıSı - LeNKa

Lenka - Everything At Once






Windows 8 Reklamından beri en favori şarkılarımdan oldu bu şarkı.... İçimi kıpır kıpır eden bir melodi...

Severek dinliyor ve sözlerine bayılıyorumm... 

Sizde dinleyin efendim :)



Doğum gününe 14 gün kalan RuYaYLa...



As sly as a fox, as strong as an ox
As fast as a hare, as brave as a bear
As free as a bird, as neat as a word
As quiet as a mouse, as big as a house
 
All I wanna be, all I wanna be, oh
All I wanna be is everything
 
As mean as a wolf, as sharp as a tooth
As deep as a bite, as dark as the night
As sweet as a song, as right as a wrong
As long as a road, as ugly as a toad
 
As pretty as a picture hanging from a fixture
Strong like a family, strong as I wanna be
Bright as day, as light as play
As hard as nails, as grand as a whale
 
All I wanna be oh, all I wanna be, oh
All I wanna be is everything
Everything at once
Everything at once, oh
Everything at once
 
As warm as the, the sun, as silly as fun
As cool as a tree, as scary as the sea
As hot as fire, cold as ice
Sweet as sugar and everything nice
 
As old as time, as straight as a line
As royal as a queen, as buzzed as a bee
Stealth as a tiger, smooth as a glider
Pure as a melody, pure as I wanna be
 
All I wanna be oh, all I wanna be, oh
All I wanna be is everything
Everything at once

8 Aralık 2012 Cumartesi

EVLILIK BASKISI VoL 2



Yine bir evlilik furyasıdır alıp gidiyor...

Yiğenlerim , kuzenlerim, arkadaşlarım evlendi...

Peşpeşe düğünler , nişanlar derken gittiğim her yerde söz yine dönüp dolaşıp benim bekarlığıma geldi...

" Hadi artık sıra sende bak..."
"Senin düğünde böyle oynarız artık... "
"Sende yok mu birşeyler ? "
"Hadi bakalım seninde mürrüvetini görürüz inş."

Daha önce de bu konuda yazmıştım.. Bknz;  Evlilik baskısı

Tarih tekerrürden ibaret cidden...




Oturuyoruz arkadaşımla keyifle kahvemizi içiyoruz... Söz dönüp dolaşıp evliliğe geliyor...

-Bak 30 oluyorsun artık vakti geldi de geçiyor... Falancanın oğlu iyi onu yapalım sana ( Artık alaladen söylüyorlar )
-Saçmalama ya yaşımda ne varmış benim allah allah ayrıca istemiyorum ben kimseyi..
-Ne yapacaksın kız kurusu mu olacaksın..
- O beni ilgilendirir kimseyi değil kapat lütfen konuyu...! (bozmassam kurtulamıyorum ne yapayım )

Başka bir gün bu defa halam ;

-Halacım bak herkes evlendi ee artık sıra sende...
-Yine mi hala yaa ? Bu konuları daha kaç defa konuşucaz ? Adam vardı da ben mi evlenmedim allah aşkına ??
-Her yer adam kaynıyo nasıl adam yok ?
-Adam var adaam var hala ... Kapatalım lütfen konuyu...
-Tamam tamam sana da bir şey söylenmiyor..

Öteki defasında yiğenim ;

-Düğüne gidicez bebişim sende gelsene...
-Bakalım işim olmazsa gelirim..
-Gel işte kızım yaa hem koca buluruz belki sana orda !
-Şimdi aklıma geldi benim işim vardı unutmuşum size iyi eğlenceler...


ve daha nice diyalog..

" herkes evlendi " " Sıra sende " "Falancanın çocuğu..."

O kadar sıkıldım ki artık...

Bak Sevgili Beyaz Atlı Prens.. ! Acilen Atına mı arabana mı biniyorsun neye biniyorsan bin bir an evvel gel..
Resimdeki kadar bir tek taş istiyorum..

Evlen diyenlerin gözüne gözüne sokmak için...




7 Aralık 2012 Cuma

KaR MeLeĞi

Havalar iyice soğudu...

Gün içinde ara ara yağmur yüzünü gösterse de , Balkon kapısından esen soğuk hava dalgasına bakılırsa kar çok yakında...

 Umarım doğum günümden önce gelir....



Yağmur alınmasın da kar yağışını izlemeyi pek severim ben... Yağmur kadar gürültülü değilidir kar...
Usul usul süzülür yavaşça konar yere...

Oysa yağmur öyle mi ?? Hoyratça düşer yere...

 Ama yağmurun sesi kadar da hiç bir şey huzur vermez bana...

Aslında sevgi(li)ler de böyle değil midir hep ?

Bir taraf sakin sessiz... Öteki taraf hoyrat...



Gece gece daralmak istemiyorsan sus diyor iç sesim...
Dinleyip susuyorum...



Sevgili yoğun kar yağışı, bulunduğum şehre çabucak gel...

Şallarımı çıkarttım.. Eldivenlerim hazırda..

Bir tek sen yoksun..

Gel de Kar meleği olalım :)



6 Aralık 2012 Perşembe

İNCe ÇoRaPTaN BeBeK YaPıMı

Puzzle dün gece itibariyle bitti....

3 günde yani  :)

Beni oyalayacak bir şeyler aradığımda ömrü fazla uzun olmuyor sanırım... Kafamı öylesine dağıtıyor ki her şeyi uzaklaştırıp ona odaklanıyorum ve bir çırpıda bitiriveriyorum...

Bu arada yeni uğraşlar ararken bakın ne buldum....

Ben çok beğendim umarım sizde beğenirsinizz :)






Çok şirinler ama dimi yaaa :)

Yapılacaklar listesine eklendi bile en kısa zamanda yapacağım

5 Aralık 2012 Çarşamba

MaSaL


Uzun zamandır eve tıkılıp kalmışım ..

Masallar anlatmışım kendi kendime...Bunca vakit anlattığım masallara inanmışım ne hikmetse...

Kahramanlar yaratmışım gözümde... Güvenmişim , inanmışım...

Anlattığım masallarla uyumuşum...

Gökten üç elma düşmemiş...

Artık uyanma vakti...

4 Aralık 2012 Salı

RaPoR



Puzzle yapıyorum.. Dün başladım sanırım 1-2 Güne bitecek... Başka bir iş araya girmezse...

Müzik tutkunu bir bebek

Sabahtan başlayıp akşama kdr müzik dinliyorum...

Yarışmalar

Yarışmalara katılmaya devam ediyorum.. Dün maggiden kazandıklarım geldi....




Ev çiçek bahçesine dönecek yakında.. Hala hangi çiçeği alsam acaba diye düşünüp duruyorum... Sanırım tercihimi (Tavşan çiçeği ) Cicylamenden yana kullanıcam...



Fatura yatırmaktan gına geldi artık... Kış iyice bastırmaya başlayacak yakında faturalar daha fazla yakacak...


Yaramaz kuşum Fıstık evi birbirine katmakla meşgul yine... Ben yazarken o da tam karşımda maç yapıyor.. Yakında korkuyorum benim yerime blog yazacak :)))






3 Aralık 2012 Pazartesi

PuZZLe + MiNYaTüR BaHÇe

Bu aralar uğraşlar arıyorum kendime....


Çiçekleri çok severim o yüzden bütün bir gün boyunca minyatür bahçelere baktım durdum bayıldımm hepsine bayıldımm....


Bir kaç kişiye haber saldım. Aradığım özelliklerde malzemeler için :) Bakalım haber bekliyorum.Önce saksısını ayarlamam lazım.. Sonrasında zaten devamı gelecek...

En kısa zamanda benimde kendi ellerimle yaptığım bir minyatür bahçem olacak...

O zamana kadar Binboa Votkanın aksimetre oyunundan kazandığım ve bugün elime ulaşan 1000 parçalık panorama time square puzzle ı yapmaya başladım..

Times meydanı kolay bir puzzle.. Bir kaç gün oyalar beni..




Sonra mı ?

Bulurum elbet bir şeyler.. Zaten bir sürü DIY projesi var yapılmayı bekleyen...



2 Aralık 2012 Pazar

KoNuŞ






Şimdi uyuyorsun ya melekler gibi..
Uyandığında,
Yine bakacaksın o yeşil gözlerinle..
Anlatmak isteyeceksin gece gördüğün rüyayı belki...
Benim seçip giydirdiğim kıyafetleri beğenmeyeceksin belki de...


Çayın önünde soğurken,
benim kahve içmeme içerleyeceksin belki kim bilir ...



Ama

Susacaksın yine..
Ve yine..
Ve yine..

Artık konuş be ANNE.....


1 Aralık 2012 Cumartesi

YaĞMuR - eLeKTRiK - SaRDuNYaLaR

Dünden beri şiddetli yağmur yağıyor....

Sel götürecek kadar çok... Her yer yıkandı.. Her şey.. Anılarım hariç....


Elektrikler gitti...

Tüm aletlerin elektrik gittiğinde bir işe yaramaması... Evin içinde koca bir sessizlik... Kocaman bir boşluk..

Nasıl oyuncaklara bağlamışız kendimizi... Nasıl oyalıyoruz, avutuyoruz küçücük şeylerle içimizdeki koca boşluğu...


Eskiden böyle miydi ? 


Olmasa da elektrik hikayeler vardı mum ışığında , belki de kandil ışığında anlatılan....

Annecim tam net görmese bile öre öre ezberlediği örgüsünü örer, şişlerin sesleri arasında babamda bana gölge oyunları yapardı...

Çıtır çıtır yanan sobanın arkasındaki devasa mindere kedi gibi kıvrılırdım babam bana hikayeler anlatırdı...



Eskiden her yağmur yağdığında ;


Maraton koşucularına taş çıkarırcasına fırlardı annem balkona... Sildiği camlar kirlenmesin diye panjurları kapatır, bir çırpıda toplardı çamaşırları...

Alt kattaki kiracının camları kirlenmesin diye sürekli sildiği mermerleri yağmur sayesinde güzelce yıkama fırsatını da asla kaçırmazdı tabii ki...

Sonra annemin sardunyaları balkonun açık kısmına taşınırdı... "Yağmur suyundan, yağan rahmetten faydalansınlar "derdi annem... Gözü gibi bakardı sardunyalarına...Sardunyaların yanına da yoğurt kapları ve kovalar koyardı.. Yağmur suyu dolsun içlerine diye... Daha sonra çiçekleri sulamak için kullanılmak üzere...

Sonra mı ?

Sonrası Özlemmmm


Yine yağmur yağıyor ama ne o telaş var evde ne de eskiden olduğu gibi hikayeler , masallar...

Suskunluk hakim eve.. Kocaman acı bir suskunlukk.. Yanında gelirken de kocaman bir boşluk getirmiş...




Annemle babamla artık sadece TV izleyebiliyoruz... O küçücük aptal kutu bozuyor evdeki sessizliği... Hastalıkları dolayısıyla konuşmuyorlar ikisi de ...

Ben mi ?

Bense ömrüm boyunca bir daha asla sardunya bakmayacağım... Asla Panjur yaptırmayacağım oturduğum hiç bir evin camına.....

Ve aslaa içimdeki bu kocaman boşluğu dolduracak bir şey bulamayacağım....