21 Ekim 2008 Salı

Uluslararası Arkadaşlık Ödülü

“Proximidade Award”

“Friendship Around The World Award”

Sevgili Aysema nın sitesinde ne var diye bir göz atayım derken birden adımı gördüm. Sürpriz oldu. O sırada Sevgili Aysema da bloğuma yazmış

“Dünya Arkadaşlık Ödülüm size gelsin...” diye 
 
 
Onur duydum, inanılmaz mutlu oldum... Gösterdiğin incelik için teşekkür ederim...

Zinciri bozmadan bende bu ödülleri sahiplerine gönderiyorum...

KaRaKıZıM

pRncfRn’s

Gaykedi

NaKHaR

GaYYoR

ŞaHMaRaN

CiMCiMe

CaMiLLa

BeNDeNiZ

DiaGoNaL

KiŞiSeL DePReSYoN aNLaRı

EŞCiNSeL SaYıKLaMaLaR

ZoiTSa

Not: Araştırmama göre bu listenin orijinali aslında,

ödülü size gönderen kişinin listesinden bir kişi fazla olması gerekiyormuş.
Yani böyle olmalı diye bu şekilde ama ben kimseyi ayırmak istemiyorum
o yüzden okuyan ve listemde olan herkese gelsin bu hediye diyorum :))


20 Ekim 2008 Pazartesi

Yalancı papatyalar

Parkta kaldırım taşına oturmuş, dizlerini karnına çekmiş bir kız gördüm bugün... Yaşı 17 bilemedin 18 di...Dokunsan ağlayacak gibiydi..

Yanındaki beyaz kasım patlarını papatya sanmış olacak ki yolup duruyordu yapraklarını;

Seviyor...

Sevmiyor...


Her sevmiyor çıktığında fırlatıyordu hoyratça elinde kalanları... Sonra telefona bakıp yeniden bir kasımpatı kopartıyordu;

Seviyor...

Sevmiyor...


Onu ne kadar izledim bilmiyorum...!!

Dokunup omzuna, kulağına fısıldamak istedim;


"Yalancı papatyalar"diye...


Sonra aklıma geldi onlar papatya değil ki kasımpatı !!

Ne malum belki de doğruyu söylüyorlar?



19 Ekim 2008 Pazar

Rhythm's : Li Beirut

Hayat acımasızlığını bir kez daha gösterdi... Bu hafta ölümün soğuk yüzüyle karşılaştık. Kanatlarımız kırıldı... Yüreğimizin parçalarını düşürdük gözlerimizden... Sevgili Şahmaran doğmamış meleğini, bende dayıcığımı kaybettim :(


Ey hayat...

Bütün öfkem sana bilesin...

Bu damarı çatlayan ar senin

Günahını benim kanımda arama!...


Beyrut'taki iç savaç için yazılmasına rağmen,

Tınılarının sanki içimdeki acıya tercüman olduğu,

içimi burkan,

tüylerimi diken diken eden - hele ki bu hafta dinlediğimde beni daha da çok sarsan -


bir Ağıt...


İndirmeniz için: Fairouz – Li Beirut

Resim: Supradyn-ismet Baygın

18 Ekim 2008 Cumartesi

Delirmiş Çığlıklar Var İçimde

Acıların düğümlendiği yerdeyim şuan,

Bir kaçış bu yaşadıklarım, kendimden kendime


...



Hayallerim kendi içinde peydahlandı.

Sancılar çektim onları doğurmak için,

Önce içimde yaşadı hayallerim,

Sonra ben hayallerin içinde...



ismet Baygın nam-ı diyar Supradyn

17 Ekim 2008 Cuma

Halet-i Ruhiye : Fatal ERROR

Bugün;

Şehrin kalabalığında, yanımdaki kadına laf anlatmaya çalışırken...



Kireç badanalı, kerpiç duvarlı kapısında teneke kutularda renk renk sardunyalar olan bir yere gitmek istedim...

Sundurmasındaki sedire bağdaş kurup, kalın bir kitap alıp okumak hatta o kitabın kahramanı olmak istedim... Tek başıma yalnız olmak istedim...



Arzu hanım lütfen sola sinyal verelim... ( ama beni dinlememektir)

Sola dimi ?

Evet, sola. Dönel kavşaktan döneceğiz. ( yaa sabırrr 2 haftadır ders veriyorum 2-3 gündür aynı yolda çalışıyoruz...)

Tamam

Tekrar aynı yere gelince;

Arzu hanım sol sinyali unutmayalım.

Sola mı dönecektik buradan ? Benim yön tayinim yoktur da...

Evet, Arzu Hanım az önce geçmiştik buradan. Dönel kavşaktan döneceğiz yine.



Aynı konu ve konuşmalar abartısız aynı gün içinde tam 5 kere tekrarlandıktan sonra;


Yön tayinim yok demiştiniz. Bunun için bir şeyler yapmanız gerekiyor ama... Yön tayininiz yoksa ehliyet alsanız bile daha sonra araba kullanırken çok zorlanırsınız. Ne yapmayı düşünüyorsunuz ?

Ben mi ?( Tanrım bana sabır ver daha kaç kere tekrarlamam lazım ? Arabada sadece ikimiz varız ! )

Evet, Arzu Hanım. Ne yapmayı düşünüyorsunuz ?

Buralarda dolaşıp öğrenicem yolları.

Peki, ya hiç bilmediğiniz yola girdiğinizde ne olacak ?

Girmem ki...

(Nasıl yani yaa ? )

İyi peki siz bilirsiniz (“Siz bilirsinizdiyince kavga çıkmazmış derler daha fazla bir şeyler anlatmak için sabrım kalmadı...)

Dönel kavşakta yol ortasında stop ettirince bir servis şoförü yaklaşıp camı indirdi ve...

Vermeyin hanım abla böylelerine ehliyet! Bize de yazık günah trafikte bütün gün neler çektiğimizi bir Allah biliyor. Almasınlar canım böyleleri ehliyet! Trafikte çalıştırmayın bunları başka bir yere götürün traktör kullansınlar...

Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim adama öyle bir baktım ki anladı adamcağız da halimi acıdı

Üzülme hanım abla yazık sana...

Dedi ve yoluna devam etti.

Arzu Hanım söylemiştim size trafik hata kabul etmez diye

Ne hatası ? (Tabi siz bir şey yapmadınız dönel kavşağa girerken yol ortasında ben bıraktım arabayı çalıştırmaya çalışırken 3 defa stop ettirdim. Sonrada adam bana bağırdı sana değil! )



ERROR....!!!!

16 Ekim 2008 Perşembe

Evet Biliyorum Melekler çok kalmıyor bu dünyada - 2




Tüylerim hala diken diken...

O tabutun içindeki dayım olamaz!


Yüzünü göstermediler dayımın... Ondan olsa gerek hala inanamıyorum öldüğüne...Tabutuna sarılıp ağlayan ciciannemin “kokusunu duyamadım yavrumun, kokusunu bir kere daha duyayım nolur “diye ağlamaları hala kulaklarımda... Kızı Funda'nın elinde sıkıca tuttuğu fotoğraf... Etraftaki onca polisin bizimle birlikte ağlaması, protokoldekilerin bakışları, arsız gazetecilerin patlayan flaşları...

Sonra o çelenkler... (Recep Tayyip Erdoğan ve bakanların taziyelerini bildirdikleri çelenkler ...)




Herkesin yakasındaki dayımın ufacık resimleri...O resimlere batan iğneler yüreğime battı sanki...Bir yerlerden çıkıp gelivericekmiş gibiydi "niye ağlıyorsun çakırım yakışmıyor ağlamak sana" diyecekti silecekti gözlerimdeki yaşları sanki...


Gelmemesine inat elimin tersiyle sildim akan damlaları... Sanki herşeyle bağını koparmışcasına etrafına donuk gözlerle bakan (kanser olan) babasının ellerini tuttum, sarıldım... Şehit babasına yakışırcasına ağlamıyordu dayım... Ayakta güçlükle duran ciciannemin evlat acısına dayanamayan yüreğinin parçaları sızıyordu gözlerinden... " Dayını koydum bak yüreğimin üstüne" dedi yakasındaki resmi göstererek... "Sende koymuşsun..." Uzun bir sessizlik oldu. Gözlerimiz bu sessizlikte sızan yürek parçalarıyla destanlar yazdı Lüleburgaz Sokullu Camii'sinde...


Ve bir kaç haber...


Şehit Polise Duygu Yüklü Tören


15 Ekim 2008 Çarşamba

Evet Biliyorum Melekler çok kalmıyor bu dünyada

23 Mayıs 2008 tarihli hürriyet gazetesindeki yazı...


Kurtarırken Az Daha Ölüyordu


Tekirdağ ‘ın Çorlu ilçesi’nde Veli köy Mevkii’nde görevli trafik polisi 48 yaşındaki Sebahattin Ergin, önceki akşam yol denetimi sırasında Erol Taşçı (29) yönetimindeki kamyonun bijonları gevşeyen sol arka tekerleğinin yerinden fırladığını fark etti. Tekerleğin yolun karşısına geçmeye çalışan 54 yaşındaki Şadiye Şahinkaya’ya çarpacağını gören polis Sebahattin Ergin, bir yandan bağırıp kadını uyarmaya çalışırken bir yandan da tekerleğin önüne atlayıp tutmak istedi. Şadiye Şahinkaya ölümden kurtulurken, polis Ergin tutmak istediği tekerleğin hızla çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılarak tedaviye alınan Ergin’in iki ayağının kırıldı ve vücudunda ezilmeler saptandı. Yoğun bakımdaki Ergin’in hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi. Olaydan sonra kamyon şoförü Erol Taşçı polis tarafından gözaltına alındı..



O benim daykoommm...

Yürekli dayıcımmm

19 Mayıstan beri yoğun bakımda savaşan, tam bu savaşı yendi odaya aldılar derken...


Gitti...


Bugün 13:30 da Çorlu Bölge Trafikte tören yapılacak dayım için ikindi namazından sonra Lüleburgaz da toprağa verilecek..



Biliyorum melekler fazla kalmıyor bu dünyada... !!!





Daykoo hani söz vermiştin
?

Hani benim trafik canavarcıklarıma ders verirken gelecektin?

"Bak öğrencilerin hata yaparsa sana ceza keserim” derdin hani?


Hani öğretecektin bana da nasıl sabırlı olunur diye...

—Dayıcım yaa öğretirsin dimi bana da şu müthiş sırrını?

—Öğretirim (o iri cüssesiyle kocaman elleriyle bir sarılır hani böyle içten, içine sokacakmış gibi)

—Dayko bak söz verdin unutma sakın (şımarır sarılırım )

—oooo tamam unutmam merak etme sen ( başımı okşar saçlarımı dağıtır)

—Süsün bozuldu ( o şen kahkahasıyla çınlatır ortalığı...)

—Yaa dayıı yaaa... ( alır beni kolunun altına babama sarılır)

—eee koca ihtiyarr nabarsın beyaa (sıkıştırır kolunun altına babamı) Yaşlandın bree dayko


...


Eve dönüşte camdan seslenirdim

—Daykoo dikkat et kendine!!

—Tamam sende gülüm...


Herkesten başkaydı sebo dayım...

Ne zaman Çorlu’ya gitsem dayım nerde olursa olsun- ister bölgede, ister trafikte nerde olduğu hiç önemli değil gerekirse otobanda- bulur gene giderdim yanına...Ne zaman bişey olsa dayım yanımda olurdu bilirdim...


Ah bee daykomm biliyorum sen benim ağlamama kıyamaz ne zaman ağlasam o kocaman ellerinle silerdin gözlerimi “yakışmıyo çakırıma ağlamak gül bakayım” derdin...


Sana da gitmek yakışmadı be daykomm !


Yakışmadı........



Gittiğin yerde orası her neresiyse artık huzur içinde yat dayıcım.


Ne söylesem yetmeyecek... Hiçbir sıfat dayımı anlatmaya yetmeyecek...

Kelimeler anlamlarını yitirdiler hiçbir kelime hiçbir cümle hiçbir ses...

Hiç ama hiçbir şey içimdekileri anlatamıyor...

Bu kadar çabuk gitmemeliydin... Yarım kalan çok şey var...

Sus kalıyorum aklımda binlerce anı, dilim Lal...

Sadece; şimdiden çoooooook özledim...

14 Ekim 2008 Salı

Delik Deşik

Yazılan fermanlarda kelimeler aralarında gövde gösterisi yapıyor...

Beynimdeki anılarsa provokasyon çalışmalarında...

Her yazının perde arkasında bir kırılmışlık incinmişlik ya da mutluluk saklıdır değil mi?

Ne zaman yazmak için otursam kelimeler bir yerlere kaçıp saklanıveriyor, geriye kalanlar sadece sorular...

Sorular aslında ruha batmış dikenlermiş...

Biraz baktım sol yanıma;

delik deşik...



Orhan Veli'nin de dediği gibi

Cep delik cepken delik

Yen delik kaftan delik

Don delik mintan delik

Kevgir misin be kardeşlik?